
Bir varmış, bir yokmuş.
Senem Dal, Şubat ayında soğuk mu soğuk bir kış gecesinde dünyaya gelmiş.. Peş peşe gittiği okulların ardından en son Dokuz Eylül Üniversitesi İşletme Bölümü'nde okuyan Senem'in mezun olduğunda, kendisini bulduğunu düşündüğü şehirden, İzmir’den ayrılması kolay olmamış. Bir süre daha burada yaşamış. Ailesi ve kariyeri için İstanbul'a geri döndüğünde, çalıştığı sektör ve mesleğinin ciddiyetinden, rakamlar ve insanlarla uğraşmaktan, şehrin koşuşturmacasından yorulduğu anlarda, eline aldığı taşların, boncukların onu başka diyarlara götürdüğünü fark etmiş. Her takı dükkanı ziyareti onun için bir terapi olmuş... Uzun yıllar emek verdiği halk dansları ve kostümlerinden süregelen takıp takıştırmaktan duyduğu haz, doğuştan gelen renklerin uyumu takıntısı, kafasında canlandırdığı takıları bir türlü bulamaması... tüm bunlar onu yeni bir hobiyle tanıştırmış. Gel zaman git zaman, özgün takılar tasarlamak, arkadaşlarının isteği ve desteği ile bir hobi olmaktan çıkmış ve ‘Takı Masalı’nın ilk sayfaları yazılmaya başlamış…Takılarının her biri birer kahraman olmuş Senem için.
Her tipik kova burcu gibi titiz, özenli, yaratıcı ve sakinliğinin altında içi içine sığmayan kişiliğini yansıttığı kahramanlar!
Günlerden bir gün Senem, Burcu’ya ‘Masal’ ını anlatmış. Heyecanlı ‘aslan’ bu fikre bayılmış, ve böylece ‘bir yaz çocuğu’ ile ‘bir kış çocuğu’, ‘bir İstanbul hatunu’ ile ‘bir İzmir hatunu’ nun yolları TAKI MASALI nda kesişmiş.
ERTUĞ MEÇİK' e çok teşekkür ederiz.